Yangından Zarar Gören Zeytinliklerde Yapılacak İşlemler



Yangından Zarar Gören Zeytinliklerde Yapılacak İşlemler
Özgür DURSUN, Andaç ÇAVDAR
Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü

Yangından zarar gören zeytin alanlarında iki farklı zarar durumu söz konusudur.

İlki, orman alanlarının içinde kalan ve ateşe direkt maruz kalıp yanan ağaçlardır. Bunlar farklı şekillerde zarar görmüşlerdir. Sadece yeşil aksamı yananlar için bu yeşil aksamın ana dal seviyesinde kesilerek kesim yerlerinde tekrardan sürgün vermeleri beklenecektir. Ana dal seviyesine kadar yanan ağaçlarda, yanan yerin alt kısmından kesim yapılarak oluşacak sürgünler arasından güçlü olanlarının seçilmesi gereklidir. Gövdesi yanan ağaçlar için aşı yerinin altından kesilerek tekrar aşılamak suretiyle yeni ağaçlar elde edilmesi şeklinde iyileştirilebilir (Resim 1). Eğer kök kısmı zarar görmemiş ama üst kısım tamamen yanmış ise ağaçlar sonraki gelişim durumlarında kök bölgesinden çıkacak olan yabani formları üstüne aşılama yapılarak iyileştirilmelidir. Gövde tamamen yanmış ve kök sistemi tamamen zarar görmüş ağaçlar için yapılacak tek şey ise ağaçların sökülüp yerine yeni fidanların dikilmesinin gerekliliğidir (Resim 2).

İkincisi, yangın alanlarında ateşe direkt teması olmayan ama yüksek sıcaklıklara maruz kalıp kavrulan ağaçlardır (Resim 3). Bunlar temmuz ayında başlayıp kasım ayına kadar devam edecek olan fizyolojik döngü sayesinde yıl içinde tekrardan yeni sürgünler oluşturabilecektir. Hatta Marmaris ilçesinde yangın sonrası sulanan bir ağaçta yeni sürgün oluşumları tespit edilmiştir (Resim 1). (Ölümsüz ağaç olarak tanımlanan zeytin ağacının muhteşemliği bir kez daha bu şekilde karşımıza çıkmaktadır.)

Diğer bir husus ilk yağışların beklenmesi ve ardından gözlemlemeler yapılarak, zarar gören kısımların budanması olacaktır. Zarar gören dallardaki floem dokularının ne kadar zarar gördüğünü ise bitkinin gelişim durumu belirleyecektir. Floem dokularının zarar görüp görmediği dallarda enine bir kesim yapılarak anlaşılabilir. Eğer beyaz ve yeşilimsi bir renk varsa floem dokularının zarar görmediği, kahverengimsi bir renk oluşumu var ise bu dokunun zarar gördüğü ifade edilebilir.

Yukarıda belirtilen durumda, bitki kök sisteminin (turp olarak adlandırılan kısmın) ne kadar güçlü olduğu ve yıllar içinde ne kadar karbonhidrat biriktirdiği, zarar gören bitkilerin tekrardan sürgün oluşturması belirleyecektir. Ama kesinlikle sulamanın yapılması ve vegatatif aksamın hızlı toparlanması için azotlu gübreleme uygulaması gereklidir. Aksi takdirde, tekrardan sürgün verme süreci ve ardı sıra gelecek dönemlerde ürün verme olasılığı çok geç gerçekleşecek belki de gerçekleşmeyecektir.

Sulama imkanı olan yerlerde sulama yapılmalıdır. Sulama imkanı olmayan yerlerde yağışlardan sonra ağaçtaki zarar miktarı belirlenip zarar gören kısmın altından kesim yapılmalıdır. Eğer süreç uzatılırsa, bitki ısrarla kurtulması mümkün olmayan dalları onarmaya çalışacak ve enerjisini bu alanlara harcayabilecektir. Bu bakımdan enerjinin sağlam dokular oluşturmak için harcanması adına kesimleri kesinlikle gerçekleştirmek gereklidir. Böylece yeni sürgünlerin oluşumu daha hızlı olabilecektir. Ama eğer ısrarla ilkbahar sürgünlerinin oluşumu beklenecekse, bitkilerin dinlenme dönemlerinde uygulanacak kültürel önlemler aksatılmamalıdır.

Yukarda belirtilen her iki durumda da sulama ve azotlu gübreleme gereklidir. Kesimler yapılırken olası hastalık riskini en aza indirmek için kullanılacak aletlerin dezenfekte edilerek kullanılması gereklidir. Bunun yanında kesim yerlerinin kapatılması böylece kesim yerlerinde hastalık bulaşma riski azaltılmalıdır. Aksi takdirde yangından zarar görmüş bitkiler hastalıkla da mücadele etmek zorunda kalacaktır.

Diğer bir husus, yüksek sıcaklığa veya direkt ateşe maruz kalmış zeytin alanlarında bulunan toprak yapısında bozulmalar meydana gelmiş olabilir. Toprak dinamik bir yapıdır ve içerisinde bulunan mikroorganizmalar (mantarlar, bakteriler vb.) özellikle ilk 25 cm alanda bulunan aerobik canlılar ciddi anlamda zarar görmüş olabilirler. Toprağın tekrardan eski dinamik durumuna gelebilmesi için mutlaka toprak yapısının iyileştirilmesi gereklidir. Bunun için toprağa organik gübre ve toprak yapısının iyileştiren eklemeler gereklidir. Bunların en başında hayvan gübresi gelmektedir. Yanan zeytin alanlarına en az %3-4 olacak şekilde organik madde miktarını artırmaya çalışmak gereklidir. Toprak yapısını düzenlemek bitkilerin kendini daha hızlı toparlanması açısından çok önemlidir.

Marmaris ve Milas’ta yangından zarar gören zeytin ağaçlarının %25-30‘u tekrardan eski haline gelemeyecek şekilde zarar görmüştür. Geri kalan zeytinlikler yanma durumu miktar ile ateşe ve kavrulma süresine maruz kalma şekline göre iyileştirilebilecektir.  Bu süreç biraz meşakkatli ve sabır gerektiren bir süreç olacaktır.  Sabırlı olmak ve başta sulama ve gübreleme olmak üzere tüm kültürel uygulamaları zamanında ve eksiksiz yapmak bu süreci atlatma açısından önemlidir. Unutulmaması gereken konuların başında zeytin ağacının diğer bitkilerden farklı olarak kendini her türlü doğal afete karşı koruma kabiliyetine sahip olduğudur. Bunu bünyesinde bulunan besin depoları vasıtasıyla gerçekleştirmektedir. En büyük yedek besin deposu kök bölgesinde bulunan yumrulu yapıdır. Bu yapı zarar görmediği sürece bitki eski haline dönebilecektir. İyileştirilen/yenilenen ve bakımları eksiksiz olarak gerçekleştirilen zeytin ağaçları 5-6 yıl içinde toparlanacaktır.

  

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir